ptghikaye - Blogcu




ptghikaye

Tanım

hikayeler


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Selenden bir hikaye daha..... Yorumlarınızı bekliyoruzzz

 

 

 

‘Bırakmak’ fiilinin tam anlamı nedir diye Türk Dil Kurumunun Türkçe sözlüğüne baktığımda yirmi dört adet anlamını buldum.  Yirmi dört farklı anlamda kullanabiliyoruz bırakmak fiilini.  Ancak yirmi dört adet anlam benim dünyam için fazla geldi.  Ve ayrıca büyük veya küçük sesli uyumuna uyar mı dedim, fakat zor geldiği için araştırıp bulmadım.  Benim dünyamdaki bırakmaklar aşağıda anlatacağım gibidir.

 

Günlük hayatımızda, hayatımızın içine biz istesek de istemesek de girmiş insanlara karşı yada onlar bize karşı birçok şey için kullanılır bırakmak fiili.  Örneğin; ‘ Aydın Efendi, sabah kapıya süt, gazete sigara bırakır mısın’ yani Aydın efendi bana bu dediklerimi al ve zilime basmadan sabah kapımın önüne koy demek istemişizdir. ‘Çocuğum mızmızlanmayı bırak’, derken istediğin şeyi yapmayacağım çocuğum, git şimdi kendine başka bir uğraş bul demeye çalışırız. ‘ Kızı bakıcısına bıraksak da sinemaya gitsek’ derken bir iki saat kafamızı dinleyelim ve sevgili moduna girelim demek isteriz,  ya da ‘ İsmail çoraplarını salona bırakma’ diye bağırdığımızda kardeşim ben senin hizmetçin miyim, kirli sepetine atsana kendi kendine kirlettiğin çorabı demek istemişizdir,  ya da ‘Bu ışıkları açık bırakanı Allah bildiği gibi yapsın’ cümlesinde dünyada elektriğe en fazla ücret ödeyen millet olarak bu neyin bolluğu anlamını ışığı açık bırakan arkadaşımızın gözüne sokmak isteriz.

Bırakmak fiilinin bize karşı kullandığı durum için tek bir örnek vereceğim; Bırak fiili devlet dairelerinde çoğu zaman kulağımızda çınlar.  Elimizde evraklar, devlet memurunun kapısını tıklatırız, ‘ Merhaba ben Filan, şu sebepten ötürü gelmiştim demeye kalmadan, devlet memurunun sesi yükselir ‘ Masaya bırak’.  Kulağımızda masaya bırak çınlarken , içimizde de hayatın devlet memurunu en yakında zamanda bırakması için temennide bulunuruz.

Gençlik yıllarında, aşk meşk olaylarında bırakmak fiili farklı bir form kazanır.  Sevgilisini onaylamadığımız  arkadaşımıza, ‘ Şu çocuğu bırak gitsin’ demek yerine , ‘ Şu çocuğa artık seks ve seyahat öner ‘ deriz.

Birde vazgeçmeye çalıştığımız tutkularımız için kullanırız bırakmak fiilini; hep sigarayı bırakmaya çalışırız, alkolü bırakmak isteriz, esrarı deneriz ama korkar hemen bırakırız.

Bırakmak fiili olunca meyhanelerdeki bademci amcaları atlamak olmaz. Bademci amcalar masamıza yaklaşırlar ve biz ‘ Badem bırak ‘ deriz, sonra da ‘badem bırak badem bırak’ geyiğini aramızda çevirir dururuz buz içinde soyulmuş bademleri yerken.

Bazen de hiçbir yere bir şey bırakmaksızın, yada bir yerlere bırakılmaksızın, kendimizi bırakıveririz.  Bu demektir ki çok kilo almışız, yüzümüz sivilce ve siyah noktalarla görünmez hale gelmiş, saç diplerimizle saç uçlarımızın renkleri birbiriyle aynı değil.  Hayatı çözmüş birçok ulu insan tarafından uyarılarak kendimizi bırakmayı bırakırız.

Anıları bırakamamak kadar kötüsü yoktur; geçmişle beraber yaşarız hiç usanmadan.  Tamam artık düşünmüyorum geçmişi, bıraktım anılarla yaşamayı deriz de birden radyoda bir şarkı çalar, boğazımız düğümlenir, sil baştan geçmişi yeniden yeniden yaşarız.

Hayatı bırakmak en zorudur beklide en kolayı.  Çoğu zaman bırakma şansımız da yoktur zaten.  Vaktimizin gelmesini bekleriz usul usul.  Bazen de hiç bırakmak istemeyiz hayatı, hiç bırakmayacakmışız gibi yaşarız.

 

Sonra bir an gelir, kafamızda sıralarız bir bir; bırakmak istediklerimiz, bırakmak isteyip de bırakmaya cesaret edemediklerimiz  yada nedensiz bırakamadıklarımız, bırakıp da pişman olduklarımız, bırakmak hiç istemediklerimiz.  Sonra da aklımıza bir gün bırakıp gideceğimiz gelir bu hayattan, ne anlamı var deriz neyi bırakmışız neyi bırakmamışız.  Hayat zaten bırakacak bizi bir gün, bırakılacak olan olarak, bırakmak fiilini düşünmek niye?

 

 


Tarih: , 5/4/2006
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı